İçeriğe geç

Sperm Üzerine Düşüncelerim…

Kategori: Genel

Spermle ilgili her şeyi seviyorum. Sperme doyamıyorum. sakarya escort Tadını, kokusunu, dokusunu, ağzıma dolan ılık erkek sütünün ve dilimin üzerinde nabız gibi atan penisin verdiği hissi seviyorum. Bana taşaklarınızdaki bütün spermi vermek istediğiniz sürece asla hayır demem ve demeyeceğim. Evli olmanız, bir kız arkadaşınızın ya da erkek arkadaşınızın olması, her-ne-seksüel iseniz umurumda değil, bir penisiniz olduğu ve bunu bir erkeğin ağzına vermeyi sevdiğiniz sürece. Uzun süre emmeyi, yalamayı ve sizi azdırmayı seviyorum. Bacaklarınızın arasında olduğumu da unutabilirsiniz. Pornonuzun keyfini çıkarabilir, erkek ya da kız arkadaşınızla mesajlaşabilir, veya oyunlarınızı oynayabilirsiniz, her ne istiyorsanız onu yapabilirsiniz. Sadece sonunda bolca boşalın bana yeter. Bütün erkekleri, kadınları, transları ve kendinizi etiketlendirdiğiniz her şeyi seviyorum. Sadece bununla mutlu olun ve hayatınızın tadını olduğunuz gibi çıkarın. Her zaman ve her yerde… Bu ateşli giriş bölümünden sonra size sperm üzerine bildiklerimi, düşündüklerimi ve hissettiklerimi yazmak istiyorum.

Spermin kimyasal içeriğine bakılırsa aslında yüzde 99’u sudan oluştuğu görülüyor. Biz insanlar da öyleyiz, vücudumuzun yüzde 60’ı sudur. Yeryüzündeki yaşam da suda başladı. Su olan her yerde hayat vardır. Uzayda bulunan uzak gezegenlerde yaşam olup olmadığı da her zaman suyun bulunup bulunmadığıyla ilişkilidir… Spermin sadece yüzde 1’lik bir kısmı sperm hücreleri, çeşitli amino asitler, çinko, magnezyum, potasyum, kalsiyum, tuz ve C vitamini içerir. İşte bu yüzde birlik kısım da spermin tadını belirler. Her erkeğin sperminin aynı tat ve kokuda olduğunu söyleyenler bana göre ağzının tadını bilmiyor. Her insanın belirli duyuları gelişkin olabilir, ya da olmayabilir. Tat alma duyusu da bunlardan biri. Ve ben de şu ana kadar tattığım erkeklerin hiçbirinin sperm tadının bir diğerine benzemediğini ve sperminin yutulmasından haz alan erkeklerin “çok daha lezzetli” olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla. Bence bu izin verme ya da razı olma durumu da spermin kimyasal içeriğini etkiliyor olmalı. Çünkü aslında insan psikolojisi de tamamen biokimyasal süreçlerdir. Ve ben izin vermeyen ya da razı olmayan birinin spermini hiç yutmadım, yutmak da istemem. Çöplerden kullanılmış prezervatifleri toplayıp bunların içindeki spermleri tüketen insanlar olduğunu duyduğumda gerçekten onlar adına üzüldüm çünkü bu hem beden hem de ruh sağlıkları için gerçekten sakıncalı bir yöntem.

Sperm, “verici ya da donör birey sağlıklı olduğu sürece” ve “alıcı kişi sperme alerjisi olmadığı sürece” tüketilmesinde hiçbir sakınca olmayan, tıpkı anne sütü gibi bir protein, bir tür “süper besin” aslında. Yani sperm, vücudun salgıladığı gözyaşı, ter, idrar, tükürük vb. diğer sıvılardan bu noktada ayrılıyor, yani sperm pek çok erkeğin hatta kadının zannettiği gibi pis bir şey değildir. Bu iğrenmenin temelinde bunun size toplum tarafından bu şekilde öğretilmiş olması var çoğu zaman. Bundan az ileride bahsedeceğim. Ben spermin, mastürbasyon ya da ilişki esnasında boşa harcanmasına üzülüyorum çünkü süper besin olmasının ötesinde aynı zamanda insan psikolojisi üzerinde de etkili bir antidepresan özelliği de taşıyor. Yani sperm, bir tür mutluluk hormonu gibidir. Ben sperm yuttuğumda “genellikle” daha pozitif ve enerjik hissediyorum kendimi. Genellikle dememin nedenini de az sonra açıklayacağım.

Spermin yutan kişiyi mutlu ettiğinin bilimsel olarak da kanıtlandığını da eklemek isterim. Evli kadınlar arasında yapılan bilimsel bir araştırmada kocasının spermlerini yutan kadınların, yutmayanlara göre daha az depresyona yakalandığı ve sperm yutmanın hamilelik dönemlerinde bulantı şikayetlerini azalttığı bulunmuş. Evli kadınların çoğu genellikle kocalarını yatakta memnun etmek için buna şartlandıkları için sperm yutuyor. Bu bir tür Pavlov etkisi. “Kocam memnun olduğunda bana istediğim şeyleri alıyor, o halde yine yapmalıyım”, gibi bir süreç işliyor. Bazı kadınlar ise kocaları kendilerine oral seks yaptığı için bunun karşılığını ödemeye gayretinde oluyor. Üçüncü bir grup ise gerçekten oral yapmayı ve sperm yutmayı, bunun getirdiği “kötü kız” imajını taşımayı seviyor… Spermin erkekler üzerindeki etkilerini araştıran bir çalışma ise henüz yok(!) Spermin mutlu ettiği, önemli bir veri ve kendi adıma söyleyebilirim ki tamamen doğru. Gelelim “genellikle” kısmına, eğer spermini yuttuğum kişi o anda endişeliyse, rahat değilse, bundan iğreniyorsa yani aslında bir şekilde buna izin vermiyor ya da rıza göstermiyorsa bendeki etkisi de buna yakın oluyor. Yani sonunda belki yine enerjik hissediyorum kendimi ama bu defa pozitif hissedemiyorum. Evli ve mutsuz adamlara çok üzülüyorum.

Spermi bir tek ben sevmiyorum arkadaşlar. Tarihte sperme verilen önem aslında biraz da bizim topraklarımızda başlamıştır. Güneydoğu Anadolu’yu da içine alan Mezopotamya topraklarında doğmuş bir “sperm tanrısı” olan Enki tohumlarıyla toprağı dölleyerek bugün insanların “besin” kaynağının büyük bölümünü oluşturan bitkisel hayatın başlamasını sağladı. Yani aslında bu antik inanış bile spermin aslında bir besin olduğuna işaret ediyor… Keza benim de Güneydoğu Anadolu kökenli birkaç sperm tanrısıyla tanışmışlığım da var!…Bugün Papua Yeni Gine’deki Etoro kabilesinin erkekleri bugün hala, spermin “yaşam gücü” içerdiğine inararak erkekliğe geçiş törenlerinde kabile büyüklerinin spermlerini yutuyor. Ve bu adamlar benim gibi eşcinsel bile değil, heteroseksüel adamlar. Bu uygulama şunu da aslında netleştiriyor, kimse çocukluğunda başından geçen eşcinsel bir macera yüzünden sonradan gay olmuyor!… Sperm ve boşalma teması antik Mısır, Roma ve Yunan mitolojisinde de sıklıkla görülen temalardır. Örneğin; gökyüzü tanrısı Horus ve amcası kötülük tanrısı Set arasındaki çekişmenin sonunda, escort sakarya Horus amcasına yediği bir bitkiye sürdüğü kendi spermini yutturarak savaşı kazandı. Belki de burada spermin kötülüğe karşı “iyileştirici” olduğu anlatılmak istenmiştir, kim bilir.

Antik Yunan ve Roma mitolojisindeki Titanların lideri olan Kronos, sakarya escort bayan kardeşlerini hapseden babası Uranos’un hayalarını keserek Akdenize attı ve babasının damlayan spermlerinin denizde oluşturduğu köpüklerden güzellik tanrıçası Afrodit doğdu. Bugün pek çok kadın, özellikle ortayaş üzeri olanlar, spermin cildi “gençleştirip güzelleştirdiğine” inanarak yüzlerine, göğüslerine ve kalçalarına genç partnerlerinin spermlerini sürüyor. Hatta yutmayan kadınların büyük bir kısmı spermden böyle faydalanıyor. Ünlü filozof Aristo, bundan iki bin üç yüz yıl önce spermi “besinlerin özü” olarak nitelendirmişti. Aristo’ya göre, bir erkek spermlerini çok erken bir yaşta saçmaya başlarsa iyi bir gelişim gösteremezdi… Zen Budizm’inde de öğrenci bazen ustasının spermlerini yutarak onunla ortak bilincine erişmeye çalışır. Hinduizm’de de tanrısal gücün inanan kişiye yutulan sperm ile aktarıldığını anlatan antik metinler bulunur.

Hristiyanlığın ilk dönemlerinde komünyon ritüellerinde spermin kutsal ruhun sıvı olarak cisimleşmesi olduğuna, tanrısal gücü barındırdığına inanılarak yutulduğu da keşfedilmiş. Bunun nedenini Michel Foucault Cinselliğin Tarihi kitabında şöyle açıklamış: “…yaşayan canlılar tohumlarını dışarı attıklarında, kendilerini varlıkları için değerli olan unsurlardan da yoksun bırakırlardı…”. Belki de bu nedenle ilk Hristiyanlar -ki bugün artık kendilerine dinden sapmış (heretik) gözüyle bakılıyor- kendi spermlerini yutuyorlardı. Hazreti İsa’nın havarileriye yediği Son Yemekte şunları söylemişti: “Size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu’nun bedenini yiyip kanını içmedikçe, sizde yaşam olmaz. Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim. Çünkü bedenim gerçek yiyecek, kanım gerçek içecektir. Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda. Yaşayan Baba beni gönderdiği ve ben Baba’nın aracılığıyla yaşadığım gibi, bedenimi yiyen de benim aracılığımla yaşayacak”… Bazı araştırmacılar burada sözü geçen beden ve kan sözcüklerinin belki de basitçe kutsal şarap ve ekmek olmadığını söylüyor. İşte tüm bunlar aslında spermin sadece basit bir sıvı olamayacağının kanıtı bana göre.

Hristiyanlık sonrası dinlerde ise sperm tamamen bir atık muamelesi görüyor. Boşalan bir erkek kirlenmiş, günaha bulanmış ve arındırılması gereken biriydi artık. İşte bu aşamadan sonra insanlık spermden iğrenmeye de başladı… Hayvanların dünyasına bakıldığında da sperm yiyen bir çok canlıya rastlayabilirsiniz. Bazı sinekler, omurgasız deniz canlıları, sülükler ve belli bir kalamar türünün dişileri beslenip hayatta kalabilmek ve dolayısıyla üreyebilmek için erkeklerinin spermlerini yiyor. Fakat yapılan bilimsel araştırmalar bu hayvanların spermlerinin 80’in üzerinde farklı protein içerdiğini, besin olarak sağladığı faydanın ötesinde dişinin yumurtlamasını tetiklediğini ve dölleyen dışında başka erkeklerle çiftleşmesini engellediğini keşfetmiş. İnsan sperminde de 200’ün üzerinde farklı protein var. Heteroseksüel sistem içindeki tek eşliliğin biyolojik kökeni bu belki de. Erkek, spermlerini sunduğu kadını kendine ait olarak görür, onu paylaşmak istemez. Öte yandan sperm başlı başına bir protein kaynağı değil kuşkusuz çünkü bir yumurtadan elde edeceğiniz proteini alabilmeniz için en az yarım fincan kadar sperm içmeniz gerekiyor. Ve erkeklerin büyük bir kısmı boşaldıklarında genellikle bir yemek kaşığını bile dolduramaz. Çok daha bol boşalanlar da var tabi ki kuşkusuz ama bu tamamen genetik faktörler, beslenme şekli ve sıvı tüketimiyle orantılı bir durum.

Ben spermin her zaman özel, kişisel ve değerli bir hediye olduğunu düşünmüşümdür. Bunu hak edebilmek için bana spermlerini sunacak olan kişiyi mutlu etmekten, erkek bedenine en azından oral seksle hizmet etmekten de onur duyarım. Sadece bir besin kaynağı olarak değil, insan olarak sevip değer verdiğim bir arkadaşımın tohumlarının bedenimin bir parçası olmasından onur duyarım. Onun hep benimle ve içimde olacağını hissetmek hoşuma gider. Bu süreci daha keyifli hale getirmek için de tamamen karşımdaki insana odaklanırım, oral yaparken asla kendi bedenimle ilgilenmem, kendimi tatmin etmem, soyunmam, dikkatimi dağıtacak hiçbir şey yapmam. Çoğu insan bana “Neden sen de mastürbasyon yapıp boşalmıyorsun?”, diye sordu ve sormaya devam ediyor. Cevabı basit aslında: odaklanma sorunu. Biri beni uyarmaya çalışırken oral yapmaktan hoşlanmıyorum çünkü yaptığım işe odaklanamıyorum. 69 hiçbir zaman keyif aldığım bir şey olmamıştır. Öte yandan boşalmak istediğimde bunu kendi kendime halletmeyi tercih ediyorum çünkü bundan yaklaşık son on yıldır daha çok zevk alıyorum. İlginç olabilir belki ama illa kendime bir etiket yapıştırmam gerekiyorsa ben bir “otoseksüel”im. Otoseksüel, otomobil ya da otobüste seks yapan anlamına gelmiyor arkadaşlar, kişinin tamamen sol ya da sağ eliyle mutlu bir birliktelik içine olması demek bu sadece.

Hala “sperm yutmak iğrenç bir şey” diyenler yazımın bu kısmına eminim çok şaşıracak: Bundan birkaç sene önce “Semen Cookbook” kitabıyla internette e-kitap olarak karşılaştıktan sonra spermin bazı yiyeceklerle birlikte tüketilmesi ya da bir mutfak malzemesi olarak kullanılarak özel yemeklerin ve tatlıların hazırlanması konusu epeyce ilgimi çekmişti. Açıkçası hala da çekiyor ve denemek istediğim şeyler de var. Ama hayır, henüz spermle hiç yemek yapmadım, hiç o kadar spermim olmadı ama bu hayatta öyle şeyler yiyoruz ki sperm bunların yanında gerçekten de çok masum kalır. Yumurta ya da havyar, evet lezzetli bir şeydir ama aslında bir dişinin cinsel hücreleridir. Yada süt, evet çok lezzetlidir ama bir dişinin memelerindeki salgı bezlerinin ürettiği bir sıvıdır. Bunlar yediklerimiz içinde en masumları. Eminim bu yazıyı okuyanlar içinde bir hayvanın iç organlarını, bağırsaklarını hatta “hayalarını” da yemekten hoşlananlar da çıkacaktır. Şimdi ben sperm yuttuğum için mi iğrenç biri oluyorum? Aşk olsun!… Bu bahsettiğim kitabı hazırlayan kişi yemeklerinde kendi spermini kullanıyormuş ve erkeklere diyor ki: “Eğer partnerinizin sperminizi yutmasını istiyorsanız, kendiniz neden bu konuda istekli değilsiniz? Sonuçta bu zaten sizin sperminiz.” Paul Fotie Photenhauer’e göre kendi sperminiz, anne sütünden sonra elde edebileceğiniz en taze ve saf proteindir, tüketirken de kaynağının kim olduğunu bilirsiniz… Fakat şimdi bu da size ilginç gelecek: ben kendi spermimi yutmuyorum. Neden mi? Bunun nedenini aslında yazının başında söylemiştim. Sürekli aynı şeyi yediğinizi düşünün, bu son derece sıkıcı gelmez miydi size?…

Spermlerinin yutulmasından hoşlanan erkeklerin merak ettiği bazı konulara değinmek istiyorum son olarak: mesela “spermin tadını değiştirmek mümkün mü?” gibi… Evet mümkün. Öncelikle her sabah bal, tarçın, süt ve muzu mikserde karıştırarak hazırlayacağınız bir içecek tavsiye edebilirim. Bol miktarda meyve yemeye çalışın, ya da C vitamini takviyesi alın. Aslında her erkeğin 30’lu yaşlardan sonra vitamin kompleksi kullanması gerekiyor. Özellikle ananasın içerdiği meyve asitlerinin sperm tadını daha lezzetli hale getirdiği de doğrudur. Bol bol sütlü tatlı yiyebilirsiniz, özellikle sütlaç ciddi bir sperm artırıcıdır. Düzenli tüketildiğinde karpuz, çekirdekleriyle beraber kara üzüm, çilek, nar ve eğer bulabiliyorsanız taze yabanmersini ve hurma, anatomik olmayan ereksiyon problemlerinize doğal çözüm olabilir. Soğan, sarımsak, kırmızı et, tütün mamulleri, alkol aşırı ya da sürekli alındığında ne yazık ki sperm tadını kötüleşiyor. Ayrıca sperminiz çok koyu veya az miktarda geliyorsa, tadı aşırı tuzluysa yeterli miktarda sıvı almıyorsunuz demektir, bol bol su içmelisiniz. Sperminiz çok sıvıysa bunu koyulaştırmak sizin için önemliyse sık sık mastürbasyon “yapmamanız” şart. Dönem dönem üç ya da beş gün gibi süreler boyunca kendinize yasak koyup porno izlemeyin, mastürbasyon yapmayın.

Piyasa da satılan, ginseng, azgın teke otu, maca turbu ve eser miktarda viagra içeren bazı doğal sperm arttırıcı ve ereksiyon sağlayıcı macunlar da var ama bunları önermiyorum. Çünkü öncelikle sperm tadınızdan belli oluyorlar, çoğunlukla acı ve genellikle ekşimsi bir tat bırakıyor. Uzun vadede ereksiyonla ilgili problemler yaşamanıza neden olabiliyorlar, ki bunu hala çok sık duyuyorum. Nasıl vücudunuzu zorladığınızda hastalanıyorsanız, erkekliğinizi de zorlamamalısınız. Kimse sizden porno yıldızı olmanızı beklememeli, hayatınızda böyle birileri varsa onları derhal hayatınızdan çıkartın. Benden size tavsiye!… Hareket de beslenme kadar önemli. Kas yığını olmanız gerekmiyor, ya da saatlerce koşup yürümeniz de. Sadece günlük düzenli olarak vücudunuzdaki tüm kas gruplarını bir ya da yarım saat kadar çalıştırın yeter. Daha fazlasını yapabiliyorsanız çok daha iyi olur tabi. Sürekli ya da düzenli görüştüğüm kişilere bunlara dikkat etmelerini öğütlüyorum ve onlar da işe yaradığını söylüyor. Bu insanları da, penislerini de, sperm lezzetlerini de seviyorum. Eğer bugüne kadar penisinizle böyle ilgilenen biriyle tanışmadıysanız garip gelebilir ama bence mutlu penisler benim gibi insanların varlığına kesinlikle ihtiyaç duyuyor.
Umarım bu bilgiler sizin de işinize yarar. Bildiğiniz ya da bizzat denediğiniz başka şeyler de varsa bunları da yazının altına ekleyebilirsiniz. Sevgiyle kalın.

Murat.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bahis siteleri canlı bahis canlı bahis canlı bahis bahis siteleri bahis siteleri sakarya escort sakarya escort